tr_TR
tr
on
Mobil Görünümü
Masaüstü Görünümü
 
Sabahattin Ali
5272

Sabahattin Ali

"Insanlar dogar, büyür, yasar ve ölürler. Önemli olan çok yasamak degil, yasadIgI süre içinde fazla seyler yapabilmektir."  Deniz Gezmis

31 Mart 1948 Salı

Çok sevgili karıcığım,

Bu mektubu aldığın zaman ben İtalya'da, Fransa'da veya İngiltere'de olacağım. Filiz'in okulu bitince sizi yanıma aldıracağım. Mehmet Ali Aybar ve Mahmut Dikerdem sizinle ilgilenecek. Size İş Bankası'ndaki hesabımdan para göndereceğim. Rauf Çalışlar da size matbaa parasından gönderecek. Sen benim tutumlu karıcığımsındır, idare etmeye çalısırsın.Filiz'i ve seni hasretle binlerce defa kucaklar, dudaklarından öperim.

                                                    Sabahattin


31 Mart 1948 Salı, Sabahattin Ali'nin İstanbul'da son günüydü. Ertesi sabah yalnız İstanbul'dan değil, belki de Türkiye'den uzun bir süre için ayrılacaktı. Ne kadardı bu süre? Bir yıl mı? Beş yıl mı? Kafasında kesin birşey yoktu. Nereye yerleşecekti? Belkide sonsuzluğa...

25 Şubat 1907'de Edirne Eğridere'de dün​yaya geldi. İlkokulu çok sevdiği ülkesinin çeşitli okullarında tamamladı. İlkokuldan sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na girdi. Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okudu (1928 - 1930). Daha sonra Aydın ve Konya'da Almanca öğretmenliği yaptı.

Sabahattin Ali'nin Sinop Cezaevinde kaldığı koğuştan bir görünüm.

Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır.

Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938'de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınıp, askerliğini yaptıktan sonra 1941-1945 yılları arası Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır.

Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenip, 1936'da askere alınmıştır. 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir.

Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır.Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Tek parti yönetiminin baskılarından uzaklaşmak için yurt dışına gitmeye karar vermiş ancak kendisine pasaport verilmemiştir. İllegal yolları denemekten başka şansı kalmamıştı.

 Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı bulamayınca da Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş ve para karşılığı Ali Ertekin adlı bir kaçakçıyla anlaştı. Bu onun hayatında verdiği belkide tek geri dönülmez hataydı.

Resmi açıklamalara göre Ertekin, "milli hislerini tahrik ettiği için" Sabahattin Ali'yi başına sopa vurarak öldürdü. Cesedin 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmasından sonra, 28 Aralık 1948'de tutuklanan Ertekin, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. Yaptırımı 18-24 yıl olan adam öldürme suçundan, 15 Ekim 1950'de "milli hisleri tahrik" gerekçesiyle cezası indirilerek 4 yıla hüküm giydi. Ancak yazarın yakın çevresi ise Sabahattin Ali'nin Kırklareli'de Milli Emniyet tarafından sorgulanırken işkence sonucu öldüğü ve Ertekin'in paravan olarak kullanıldığını iddia etse de bu hiçbir zaman kanıtlanamadı. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır.

Istranca Ormanları'nda kaçış yolunda, odun yığınlarının üzerine oturdular. Ertekin bir sigara yaktı. Sabahattin Ali de piposunu ateşledi. Heyecandan içi içine sığmıyordu. Özgürlük sanki yarım saat ötedeydi.

"Anlat bakalım Sabahattin Ağabey, niyetin nedir şimdi?

"Bak Ali, biz Atatürk'ün yolunda bağımsız ve özgür bir Türkiye istiyoruz. Hepsi o kadar."

Dinlendikten sonra yola koyulacaklardı. Sabahattin Ali de doğruldu, çantasıını eline aldı. Tam çatağa doğru ilerlerken arkadan ayak sesleri duyuldu. Dallar çıtırdıyordu.

"Ertekin, bu ne? Basıldık mı yoksa?"

"Yok Ağabey, bunlar çobanlardır. Hiç teleşlanma." Ayak sesleri onlara yaklaşıyordu.

"Dur! Teslim ol! Kaçma! Kıpırdama! Kaldır ellerini!" Sabahattin Ali silahına sarılacak oldu ama Ertekin onu durdurdu, 'üç kişiydiler Ağabey' dedi. Aslında kendisiyle birlikte dört. Gelenlerin üçü de kara gözlüklüydü. "Karanlık Güç"ün adamlarıydı, bunlar...

Sabahattin Ali'yi sorguya aldılar.

"Evet Sabahattin Ali, deminden beri ben konuşuyorum.Şimdi sıra sende.Konuş bakalım,çözül..."

"Hayır,söyleyecek hiçbir sözüm yok"

​Bir tokat patladı Sabahattin Ali'nin yüzünde.Gözlükleri yere fırladı.İşkence yeni başlıyordu.

1948 yılında Haziran ayının ortalarında sıcak bir yaz günü çoban Şükrü, Sazara ve Hadiye köyleri arasında akan Karadere'nin yakınlarında koyunları otlatmaya bıraktı.Gölgelik bir yerde biraz dinlenecekti.Birden köpeklerin havlamasını duydu.Köpekler bir av bulmuş gibi kesik kesik havlıyor ve garip sesler çıkarıyorlardı.

Çoban Şükrü merakla yerinden fırlayıp havlama seslerinin olduğu yere gitti hemen.Gördüğü karşısında soğuk soğuk terlemeye başadı ve içi sızladı.Ne mi görmüştü? Yerde yüzü koyun çıplak bir ceset yatıyor.Ceset belli ki uzun zamandır açıkta kalmış ve çürümüştü. Kafatasında çatlaklar ve sarımtırak saçlar vardı.Cesedin boyu 1.70 kadardı. Kollar kopmuştu ve çürüyen etler kemiklere yapışmış ve yer yer kemirilmişti.Gözler yok olmuştu.Giysilerden hiçbir iz kalmamıştı.Ayaklar da çıplaktı...

Istrancalar'da Sabahattin Ali'nin cesedinin bırakıldığı yerde kızı Filiz Ali'nin bir kayanın üzerine babasının "Dağlar" isimli şiirinden bir bölümü yazdırarak oluşturduğu anıt.

DAĞLAR
Başım dağ, saçlarım kardır, Deli rüzgarlarım vardır, Ovalar bana çok dardır, Benim meskenim dağlardır.

Şehirler bana bir tuzak; İnsan sohbetleri yasak; Uzak olun benden, uzak, Benim meskenim dağlardır.

Kalbime benzer taşları, Heybetli öter kuşları,     Göğe yakındır başları; Benim meskenim dağlardır.

Yarimi ellere verin;   Sevdamı yellere verin; Yelleri bana gönderin; Benim meskenim dağlardır.

Bir gün kadrim bilinirse, İsmim ağza alınırsa, Yerim soran bulunursa:Benim meskenim dağlardır.


Sabahattin Ali'nin çantasından çıkanlar: Balzac'ın bir romanı, Puşkin'in bir romanı, saat, gözlük, Aliye Hanım'ın bir fotoğrafı.

ESERLERİ

Şiir

  • 1934: Dağlar ve Rüzgâr
  • 1937: Kurbağanın Serenadı ve Öteki Şiirler'le birlikte

Bestelenen şiirleri

  • "Hapishane Şarkısı V" (Aldırma Gönül - Kerem Güney, Edip Akbayram)
  • "Eşkiya Dünyaya" (Zülfü Livaneli)
  • "Leylim Ley" (Zülfü Livaneli)
  • "Hapishane Şarkısı I" (Göklerde Kartal Gibiydim / Nazlı Yarim - Deniz Akyürek)
  • "Hapishane Şarkısı II" (Bir Yürek Kaldı Avucumunda) (Grup Çağrı)
  • "Hapishane Şarkısı III" (Geçmiyor Günler - Ahmet Kaya)
  • "Çocuklar Gibi" (Sezen Aksu - Mustafa Kaya)
  • "Kız Kaçıran" (Ahmet Kaya)
  • "Kara Yazı" (Ahmet Kaya)
  • "Melankoli" (Ali Kocatepe, Nükhet Duru)
  • "Eskisi Gibi" (Ben Yine Sana Vurgunum - Ali Kocatepe, Nükhet Duru)
  • "Dağlar" (Benim Meskenim Dağlardır - Sadık Gürbüz, Dağlardır Dağlar - Sezen Aksu)
  • "Göklerde Kartal Gibiydim" - Grup Çağrı, Volkan Konak
  • "Geçmiyor Günler" - Ahmet Kaya

Çevirileri

  • Tarihte Garip Vakalar, Max Memmerich (1941)
  • Antigone, Sofokles (1942)
  • Minna Von Barnhelm, Lessing (1943)
  • Üç Romantik Hikaye, H. Von Kleist - A.V. Chamisso - E.T.A. Hoffmann (1944)
  • Fontamara, Ignazio Silone (1944)
  • Gyges Ve Yüzüğü, Fr. Hebbel (1944)
  • Yüzbaşının Kızı, A.S. Puşkin (1944) (Erol Güney ile birlikte)

Öyküleri

  • Değirmen (1935)
  • Kağnı (1936)
  • Hanende Melek (1937)
  • Ses (1937)
  • Kağnı - Ses (1943 - İki kitap birlikte)
  • Yeni Dünya (1943)
  • Sırça Köşk (1947)
  • Kamyon
  • Bütün Öyküleri 1 (Aralık 1997, Değirmen, Kağnı ve Ses kitapları ile birlikte)
  • Bir Orman Hikayesi

Romanları

  • Kuyucaklı Yusuf (1937)
  • İçimizdeki Şeytan (1940)
  • Kürk Mantolu Madonna (1943)

Derlemeler

  • Markopaşa Yazıları ve Ötekiler (1998)
  • Çakıcı'nın İlk kurşunu (2002)
  • Mahkemelerde (2004)
  • ​Hep Genç Kalacağım (2008)

Oyun

  • Zanaatkarlar (1936)

Kaynakça

  • Hıfzı Topuz, Başın Öne Eğilmesin, Remzi Kitabevi, 2006
  • Sevengül Sönmez, A'dan Z'ye Sabahattin Ali, Yapı Kredi Yayınları, 2009
  • "Sabahattin Ali cinayeti". Cumhuriyet Ansiklopedisi 1923-2000. 2. Cilt (3. bas.). İstanbul: YKY. Mayıs 2002. ss. 138.
  • http://taraf.com.tr/makale/363.htm
  • http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/15177
  • Sabahattin Ali, Bütün Şiirleri, Yapı Kredi Yayınları

Cinayeti üstlenen ajan Ali Ertekin

//code.tidio.co/astchcywxsgm76l3njipk4rse1nt4gps.js
aykut güner sabahattin ali